Geçenlerde Alev Alatlı'nın Dünya Nöbeti isimli kitabını okuma fırsatı buldum. Eser, Kafkaslar, Rusya ve bizim ortak tarihimize attığı bilmediğimiz onlarca detay ile bezeli şahane, dinamik bir bakış ile roman olmaktan çok bir bilgi bombardımanı kıvamında...
Okuma sürecinde sayfalar su gibi akarken kitabın bir bölümünü de sizlerle paylaşmak isterim.
Aral Gölü'nün kurumakta olduğu malumunuz. Peki bunun sebepleri ve olası sonuçları nelerdir? Cevabı Alev Alatlı veriyor:
(...) Aral Denizi'nde işleyen tekneler, Muinak Limanı'ndan kalkarlarmış. Ne ki, artık yeryüzünde Aral Denizi yok! Doklar terk edilmiş, devasa konserve fabrikası metruk. Bir zamanlar balık işleyen tesisleriyle övünen Muinak, susuzluktan kıvranıyor. Sebze meyve üretimi durmuş. Sokaklarda çocuklar uydurma el arabaları ile su taşıyorlar. Bob Winkler, Amerikan yardım derneklerinin su boruları ve pompalar getirdiklerini, yerel halkın içme suyu sorununu çözmeye çalıştıklarını söylüyor.
Gelmeden önce baktığım Sovyet Ansiklopedisi'nde, Karakalpak Oblast'ta, Amu Der Nehri'nin ağzındaki Muinak'ın çoğu Rus bin altı yüz nüfuslu bir balıkçı kasabası ve limanı olduğu yazılıydı. Ruslar dedikleri, asi Ural KAzakları. 19. yüzyılda sürgünle gelmişler. Şimdi artık Muinak'ta yaşlılar ve garibanlardan başka Rus kalmamış. Bana İstanbul'un son Beyaz Ruslarını hatırlattılar.
Muinak sokaklarına umutsuzluk, karabasan gibi çökmüş.Tarih Tashih Enstitüsü gönüllüsü, deli saçlı Winkler, ufukta belli belirsiz uzanan bir kara parçasını işaret ederken, "daha da kötüsü..." gibisinden bir şeyler mırıldanıyor. Gösterdiği Vozrojdenya ya da eski adıyla Nikolay Adası, su çekilince adalık vasfını kaybetmiş. Bob, Sovyetler Birliği'nin en gizli askeri üslerinden birisinin bu terk, daha doğrusu talan edilmiş adada olduğunu söylüyor. En gizli çünkü bakteri silahları, şarbon, veba ve yirmi küsur diğer başka ölümcül hastalık mikrobu burada üretilirmiş. SSCB'nin dağılmasından sonra silahlar toprağa gömülmüş, bu defa büyükbaş hayvanlar hastalanmışlar. İtlaf edilen sürüler de aynı yerde toprağa verilince, Vozrojdenya tam bir mikrop yuvasına dönüşmüş.
"Biyologlar Aral'ı çevreleyen çöllerde hıyarcıklı veba taşıyan kemirgenlerin olduklarını biliyorlar. Deniz tamamen kuruduğunda bu kemirgenlerin ortaya çıkıp büyük bir salgın yaratmasından korkuluyor."
Aral bir göl aslında ancak o kadar büyük ki, daha doğrusu büyükmüş ki, deniz sözcüğünü hak ediyor. Bizim olduğumuz Muinak'la suyun öbür tarafındaki Aralsk'ın arası neredeyse beş yüz kilometre. Winkler, "Kızıl Deniz'in birkaç katı" derken ben, "İstanbul-Ankara arası!" diye ünlüyorum. Liman bölgesinin adı, Kaplan Kuyuruğu. Balıklar şöyle dursun, kaplanlar gibi Aral yöresinin diğer hayvanlarının da soyları tükenmiş, "Sıra insanlarda."Amu Derya ve Siri Derya nehirleri, Orta Asya tarım alanlarının arasından iki bin beş yüz kilometre kıvrılarak gelir, sularını Aral'a bırakırlarmış. Ama artık Amu Derya diye bir nehir de yok! Amu Derya denize varamadan tükeniyor, kızgın çölde kayboluyor. Dünyanın en büyük ekolojik faciası. Şimdilik, en büyük. Neden olan, çorak Sovyet Orta Asya'sında -Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan- 1960'ta uygulamaya konulan pamuk üretimi projesi. Projenin Aral'ı bitireceği daha başlarken belliymiş ama başta Hruşçev'in Tarım Danışmanı Lisenko, Sovyet bilim adamları ısrarla suların on beş metreden fazla çekilmeyeceğini söylemişler. 1965'te elli yedi metre olan seviyenin 2002'de otuz dört metreden aşağıya inmeyeceği hususunda güvence vermişler. Ve fena halde yanılmışlar. Daha '90'lı yıllarda Aral'ın su seviyesi otuz metreye inmiş, deniz ikiye bölünmüş: Kuzey ve Güney Aral. '80'lere gelindiğinde eski boyutlarının dörtte üçünü kaybetmiş bir bataklıktır. 2010 civarında küçük bir su birikintisinden ibaret kalacağı hesaplanıyor. Deniz kurudukça sudaki tuz miktarı artıyor, yatakta yirmi metre kalınlığında bir tabaka oluşuyor. Her yıl yaklaşık iki yüz bin ton tuz rüzgar aracılığıyla taşınıyor, üç yüz kilometre uzaklıktaki tarla ve meralar da dahil olmak üzere bölgeyi ekilemez kılıyor, çölleştiriyor.
Aral'ın yok olmuş olması, Sibirya rüzgarlarının önündeki engelin de kalkması demekmiş. Yağmurlar azalır, iklim hızla yazın çok sıcak, kışın çok soğuk moduna dönüşürken, pamuğun olgunlaşması için gereken süre bir ay kadar kısalıyor. Rekolte düşünce çiftçiler suni gübre ve tarım ilaçlarına yükleniyorlar, toprak daha da yoksullaşıyor. Açlık susuzluk, başta verem olmak üzere gırtlak ve ak ciğer kanseri, astım ve sarılıkta misli görülmemiş artışlar kaydediliyor. Perestroyka sonrası, sağlık sisteminin hemen tümüyle çökmüş olduğu yıllarda, değil antibiyotik, aspirin bulunamıyor. Rus doktorlar mum ışığında ameliyat yaparlarken, önce Amerikan Kızıl Haç'ı, ardından uluslararası iyilikçi kuruluşlar, misyonerler bölgeye akıyorlar. Onları, sıradışı bir ekolojik trajedi dedikleri Aral Denizi vakasını incelemk üzere gelen yüzlerce yabancı bilim adamı izliyor. (...)
Gerçekten çok dokunaklı.
bwallace4ever tarafından Salı, 06/05/2008 - 12:38 tarihinde gönderildi.Gerçekten çok dokunaklı. Kendini bilmez bir devletin saçma sapan politikası yüzünden dünya kaybediyor maalesef.
Yeni yorum gönder